Yapay zeka ve enerji, yeni bir jeopolitik silahlanma yarışının merkezinde
Investing.com — Teknolojik ve endüstriyel üstünlük için giderek büyüyen rekabet, iki temel unsurla tanımlanıyor: yapay zeka ve enerji.
Wells Fargo Securities’in araştırmasına göre yapay zeka, “ABD ve Çin arasındaki jeopolitik güç mücadelesinin merkezinde” yer alıyor ve bu teknolojinin “güç dengesini tamamen yeniden şekillendirme” potansiyeline sahip olduğu belirtiliyor.
Aracı kurum, bu dönemi yeni bir silahlanma yarışı olarak nitelendiriyor. Bu yarış füzeler veya uydularla değil, çipler, elektrik ve endüstriyel darboğazların kontrolüyle şekilleniyor.
Yapay zeka geliştirme çalışmaları halihazırda tedarik sınırlarıyla çatışmış durumda. Amerika Birleşik Devletleri’nde elektrik kullanılabilirliği, yapay zeka büyümesinin “en büyük kısıtlayıcısı” olarak ortaya çıkarken, Çin’in en acil darboğazı GPU’lara erişim olarak görülüyor.
Washington, stratejik sektörlerde kendi kendine yeterliliği sağlamayı amaçlayan bir dizi endüstriyel politikayla bu duruma yanıt verdi.
CHIPS Yasası ve Intel için 8,9 milyar dolar ile MP Materials için 400 milyon dolar dahil olmak üzere son dönemdeki bir dizi devlet yatırımı, yarı iletkenler ve kritik mineraller alanında yerli kapasite oluşturma çabasını yansıtıyor.
Wells Fargo, ABD’nin yapay zeka yeteneklerini jeopolitik şoklardan, özellikle Çin ve Tayvan’ı içeren potansiyel bir çatışmadan korumaya çalışırken “CHIPS Yasası gibi daha fazla önlem gelebileceğini” belirtiyor.
Enerji de aynı derecede merkezi bir konuma geldi. Raporda alıntılanan Uluslararası Enerji Ajansı’nın çok yıllık projeksiyonları, küresel veri merkezi elektrik talebinin temel senaryoda 2030 yılına kadar iki katına çıkacağını ve iyimser senaryoda potansiyel olarak üç katına çıkabileceğini gösteriyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nde, doğal gaz ve nükleer enerji, veri merkezi genişlemesini desteklemesi beklenen birincil yakıtlar olarak tanımlanıyor.
Veri merkezleri için elektrik üretiminin, büyük ölçüde bu iki kaynağın etkisiyle 2035 yılına kadar hızla artması bekleniyor.
Bu baskı halihazırda anlaşmaları teşvik ediyor. Aracı kuruma göre şirketler “elektriğe erişimi güvence altına almak için acele ediyor” ve yapay zekayla ilgili veri merkezi anlaşmalarının toplamı 2025 boyunca hızlanıyor.
Hiper ölçekleyiciler ayrıca gelecekteki elektrik kapasitesini garantilemek için bitcoin madencilerine ve gelişmekte olan bulut sağlayıcılarına yönelmiş durumda.
Enerjinin stratejik rolü diplomaside de görülüyor. Son ABD-Japonya ticaret anlaşması, elektrik üretimi ve şebeke modernizasyonu üzerine odaklanıyor. Japonya’nın yatırım taahhütlerinin çoğu, yapay zeka ve üretim için ABD elektrik altyapısına yönlendirilmiş durumda. Ortak bilgi notunda adı geçen şirketler arasında GE Vernova, Kinder Morgan, Carrier Global ve Cameco bulunuyor.
Wells Fargo, günümüzdeki teknoloji yarışını tarihsel bağlamda değerlendirerek, bu anı Soğuk Savaş’ın uzay yarışına benzetiyor.
O dönemde hükümet harcamaları bilim, uzay ve teknoloji için GSYİH’nin yüzde 0,8’ine ulaşmıştı ki bu mevcut seviyelerin neredeyse altı katı.
İkinci Dünya Savaşı ile Kore ve Vietnam savaşları gibi büyük çatışmalar sırasında savunma harcamaları daha da yüksek seviyelere ulaşmıştı. Bu durum, sürdürülebilir jeopolitik rekabetin geçmişte neler gerektirdiğini gösteriyor.
Nadir toprak elementleri, ilaçlar ve gemi inşası da stratejik zayıflıklar olarak tanımlanırken, yapay zeka ve enerji, endüstriyel kapasitenin jeopolitik kaldıraç gücünü en doğrudan şekillendirdiği sektörler olarak öne çıkıyor.
ABD ve Çin, teknolojik yörüngelerinde en hayati bileşenleri güvence altına almaya çalışıyor: Çin için gelişmiş çipler; ABD için ise büyük ölçekli modelleri eğitmek ve dağıtmak için gereken elektrik.
Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.








